Resim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Resim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2014 Cumartesi

Bipolar Bozukluk, Yaratıcılık ve Vincent van Gogh #2 - PNDB

            Yazının ilk kısmı bildiğiniz üzere daha çok bipolar bozukluğa giriş ve temel bir bakış açısı kazanma üzerineydi. Gelelim hastalığın yaratıcılıkla bağlantısını tartışmaya ve Sarı’nın kralı Van Gogh’un sanat yaşamına etkisine.

            Zamanın imkanları dolayısıyla kesin bir teşhis koymak imkansız olsa da Van Gogh’un sahip olduğu temel zihinsel hastalığın bipolar bozukluk olduğu kabul ediliyor. Nispeten günümüze yakın koyulan bu tanının en temel dayanağı Van Gogh’un kardeşi Theo’ya yazdığı mektuplar ve bu mektuplardaki sık ve farkedilir üslup, mod değişimleri. Metkuplarda en çok dikkat çeken noktalar sanatçının anksiyetesi;  yoksulluk, hastalık, sanatında başarısız olma ve erken ölüm korkusunun yanında aşırı bir hoşnutluk, durdurulamaz bir fikir ve plan seli ve son olarak yazdıkça yazma eğilimi.

22 Kasım 2013 Cuma

Anamorfik Illüzyonist: Felice Varini

Bazı şeyler sebepsiz hoşunuza gider. Kendinizle ve fikirlerinizle bağdaştırmadan, bir aidiyet hissetmeden, öyle çok da hayran kalmadan, yalnızca gözünüze hitap ettiği için bakar durursunuz bu tür çalışmalara. Belki de verilen emekten çok fikri doğuran akla saygı duyduğunuzdandır. Felice Varini’nin çalışmalarına dair düşündüğüm bu.

Varini 1952 İsviçre doğumlu, Paris’te yaşıyor. Baştan aşağı perspektif odaklı, minimalist ve geometrik çizimleriyle tanınıyor. Verini’nin kanvası, şöyle bir etrafınıza baktığınızda gözünüze takılan herhangi bir yapı ya da bir yüzey olabilir çünkü sanatçı kelimenin tam anlamıyla şehrin içine çiziyor resimlerini.

4 Kasım 2013 Pazartesi

Alive Without Breath - Akrilik Sualtı

Şimdiye kadarki sekiz yazı içinden, girişini yazması en zor olanı bu oldu. Çünkü böyle bir tekniği nasıl sınıflandırmak doğru olur bir türlü karar veremedim.

Söz konusu teknik akrilik boya, epoksi reçine ve bolca el emeği, göz nuru istiyor. 


27 Ekim 2013 Pazar

Fırça Mı, Kalem Mi, Ten Mi? #2


            Heather Hansen, Emptied Gestures serisiyle güzel sanatlarla gösteri sanatlarını romantizm potasında eritiyor. Nedir kastetmeye çalıştığım? Bembeyaz bir kadın hayal edin; orta yaşlı, üzerinde siyah bir tişört ve şorttan başka bir şey yok, en sade haliyle dev bir kağıdın üzerine yatmış iki elinde kömür, olduğu yerde süzülüyor. Kağıda ve kömüre dokunuşunu ve yalnız elleriyle değil tüm vücuduyla siyaha sıvanışını git gide sakinleşerek izliyor insan.

  

22 Ekim 2013 Salı

Fırça Mı, Kalem mi, Ten mi?

İki postluk bir seri olsun bu da. Kanvasla aralalarına ne kalem ne fırça sokan ve rengi bir kenara koyup sadece siyaha sığınan iki kadın için iki ayrı yazı yazacağım. İlk yazının odağı Judith Ann Braun.

Judith Ann Braun: Emektar ressam, New York'ta yaşıyor. Onu farklı kılansa kendi parmaklarıyla çizilmiş/boyanmış duvar resimleri. Haklı olarak diyeceksiniz: Ne var canım hepimiz parmak boyası yapmadık mı zamanında? I ıh bu başka. Braun’un simetri üzerine oturtulmuş üç maddeli bir kurallar bütünü var ve bu bütünle birlikte resimlere sonsuz olanakların geldiğini iddia ediyor. Kuralları şöyle:

8 Ekim 2013 Salı

Kesit #2 / Cross-section #2

Bir postu daha kesitlere ayıralım. Bu sefer yalnızca zihninizde değil, midenizde de sindirilesi güzellikler buldum.

            Let's dedicate another post to lovely cross-sections. This time I found beauties, not just to digest in your mind, but also in your stomach.

Karşınızda inanılmaz ressam amerikalı Dennis Wojtkiewicz’in [voit-KEV-itch] hiperrealist meyveleri. Sanki meyveleri özenle seçip, dilimleyip, renkleri ve dokularına göre mükemmel ışıklandırmayı bulmuş; ortaya çıkan kusursuzluğu fotoğraflamış.