Fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mayıs 2014 Cumartesi

Multiple Exposure

              Çoklu pozlama metropollere pek bir yakışıyor. İnanmam diyenlere biraz sabredin ve henüz yapmadıysanız Daniella Zalcman'ın New York + London serisine bir bakın derim. 

               Günün ilham kaynağı Alman fotoğrafçı Stephanie Jung. Güney Almanya'nın küçük bir kentinde doğup büyüyen Jung'un deneysel fotoğrafçılığa tutkusu görsel iletişim lisansını tamamlamasıyla birlikte ortaya çıkıyor. Bilhassa büyük şehirlerin kendisini cezbettiğini söyleyen sanatçı, buraları gezmeyi ve fotoğraflamayı, fotoğraflarında çocukluğunu geçirdiği küçük kentle bir kontrast oluşturmayı seviyor.

Maigo desu

24 Nisan 2014 Perşembe

Bing Wright'ın Gözünden Günbatımı

             Klişelerle bir sevgi-nefret ilişkimiz var. Seviyoruz, çünkü göze hoş geliyorlar ve kendimizle özdeşleştirebiliyoruz. İnsanoğlu bir kere beğendiği, içine sindirdiği bir yönteme görüşe ve tarza kolay kolay veda edebilecek kadar cesur değil. Bu yüzden klişelere her ne kadar tü kaka desek de karşımıza çıkmaları bizi içten içe mutlu ediyor. Rahatlıyoruz.

             Madalyonun diğer yüzü: Değişikliklere korkusuz kucak açamayan aynı insanoğlu sıradanlığı ve monotonluğu da pek benimseyemiyor. İçimizi rahatlatan o aşinalık bir noktadan sonra itici gelmeye başlıyor. Aynı yere varacaksa; çıkartılan sonuç, alınan ders aynıysa o kadar zahmete girip bir şeyler üretmenin ne anlamı var diyoruz. Üstünkörü kağıda dökülmüş bu düşünce akışının ardından klişelerle ilgili vardığım sonuç şudur ki; malzeme aynı kalacak (mesela gün batımı fotoğrafı) ama ufak bir çarpıtmayla bize  'Böylesini düşünmemiştin dimi?' diye bağıracak (mesela bir kırık aynanın yansımasından çekilen gün batımı fotoğrafı).

23 Mart 2014 Pazar

Yüz Yabancı


Yabancı #37 - Rebecca
         Bugün blogda Christian Lacher- storfer'in kırk altı yabancısından bir kaçını ağırlayacağız. 

         Christian Lacherstorfer, bir süredir Tumblr ve Flickr'da ortalıkta dolaşan 100 Strangers Project'(100 Yabancı Projesi) dahil olanlardan. Teknik ve sosyal yeteneklerin geliş- mesini hedef alan proje sabır, bağlılık ve özgüven istiyor. Projedeki hedef tanımadığınız 100 farklı kişinin fotoğrafını çekmek ve bununla birlikte kendileri ve hayatlarıyla ilgili ufak bi fikir edinmek; bir nevi ortak bir anı yaratmak.

14 Şubat 2014 Cuma

Double Exposure - New York + London

              Daniella Zalcman. Washington doğumlu, Columbia Üniversitesi mimarlık mezunu ve Wall Street Journal'da bağımsız fotoğrafçılık yapıyor. New York'tan Londra'ya taşındıktan sonra, kendi fikrince dünyanın en fotojenik bu iki şehrini çift pozlamalarla aynı kağıtta harmanlamak istemiş Zalcman. New York'taki son ve Londra'daki ilk ayından çıkma bu kareler pahalı fotoğraf makineleriyle çekilmiş değil, hepsi telefon kamerasından. Çift pozlamayı yeni yeni deneyip, anlamaya çalışan biri olarak New York + London serisine hayran kaldım. Şehir yaşamından uzaklaşır gibi olanlara bire bir bu seçki. Tadını çıkarın.


16 Ekim 2013 Çarşamba

Gözümüzü Seveyim

İnanılmaz. Hakikaten ne düşünse, ne dese bilemiyor insan. Anatomiyle çok da ilgilenmeyen biri olarak fotoğrafları ilk gördüğümde hayrete düştüm. Öncelikle fotoğrafçının kamerasına ve düzeneğine, sonra da aslında pek klişe olan bu fikrine sağlık. İnsanı bir yandan hayrete düşüren ama diğer yandan bizzat kendine hayran bırakan bir çalışma olmuş.

Vakti geldi değil mi bahsetmenin?

Söz konusu sanatçı ermeni fotoğrafçı Suren Manvelyan. Kendisi 1976, Ermenistan doğumlu ve 21 yıllık fotoğrafçı. Az sonra tanıklık edeceğiniz seri ise "Your beautiful eyes" ismiyle taçlandırılmış, dünyaca ünlü bir seri. Sanatçı en sıradan dediğimiz gözleri en doğal halleriyle fotoğraflayıp, kahverengi gözün ne kadar mucizevi olabileceğini de bir güzel kanıtlamış hepimize. Tadını çıkarın.
  

11 Ekim 2013 Cuma

Segundas Pieles-İkinci Deri

Bir hayvan olsaydınız hangisi olurdunuz?

Şu soru üzerine sayısız kişilik testi var internette. Çoğumuzun testi yapmasa da en azından soru üzerine şöyle bir düşünmüş olduğunu varsayarak bir izlenimimi sizlerle paylaşak istiyorum: Sorunun soruluş şeklinden de mütevellit hep kendimizi bir hayvana yakıştırmışızdır. Yani, seçtiğimiz hayvanı, kendi çevresiyle ilişkilerini baz alarak insanlar aleminde hayal etmeyiz de, hep kendimizi hayvanlar aleminde hayal ederiz. Oysa kültür, kişilik, his, dil, hafıza ve zeka sahibi olmamız -tabi ki daha çoğaltılabilir- sosyal yaşamımızdaki rolümüzü belirleyen en önemli faktör olup, aynı zamanda hayvanlarla paylaştığımız bir özelliğimiz. 
         
         İspanyol Miguel Vallinas, fotoğraflarına baktığımda bana bunları düşündürdü işte. Bahsettiğim fotoğraflar Segundas Pieles (İkinci Deri) adlı serinin fotoğrafları. Vallinas hayvanları ‘İmkanları olsa neler seçerlerdi?’ diye sorarak giydirmiş. Çok da yakıştırmış. Kırk üç fotoğraftan altısı, buyrun:


6 Ekim 2013 Pazar

Kesit / Cross-section

Sizin de çocukken kapalı olan her şeyin içini açmaya çalışmışlığınız var mıydı?

Were you guys also particularly programmed to open every single closed thing during your entire childhood? Or to empty the sideboards or wardrobes, while your mother was on the phone?

           Ya da anneniz telefondayken büfelerin, dolapların içini boşaltmışlığınız? Çocukken daha bir meraklı oluyor insan; bir yandan da az şey bildiğinden merak edebilecekleri de sınırlı kalıyor haliyle. Mesela golf topunu bilmeyen çocuk içi nasıl diye sorabilir mi hiç?

          Nasıldır acaba?...